Kategoriler
Blog

Çürüyen Devlet ve Çürümenin Sebepleri

Ülkemizin ve milletimizin son durumu hakkında bir tahlil yaparsak ilk fark edeceğimiz şey Reisimiz Recep Tayyip Erdoğan ve şahsının fikir ve yönetim anlayışına her zamankinden daha fazla , hatta bundan 20 sene önce Reisimizin ilk seçildiği zamanlardan dahi fazla bir şekilde ihtiyaç duyulmaktadır.

Devletimiz ve Milletimiz için ne kadar üzücü olsa da 20 sene öncesinden bu zamana kadar çok az şeyin değiştiğini görüyoruz.

Yozlaşmış politikacılar halkımız içerisinden her gün daha da kalabalıklaşan beyni yıkanmış bir güruh tarafından kurtarıcı olarak görülüyor ve bu politikacılara bağlı partilerin toplam oyu yüzde 45 civarlarında. Beyinleri yıkanmamış sağlıklı düşünebilen bir toplumda bırakın bu oranlarda oy almayı evinin camından kafasını çıkaramayacak bu insanların bu oyları alabilmesindeki en büyük sebep beyin yıkama sürecini başlatan yabancı devletlerin istihbarat servisleri ve onların beyin yıkama ve kitleleri yönlendirme operasyonlarında kullandıkları bir takım dergiler , gazeteler , televizyon kanalları ve en önemlisi bu televizyon kanallarının reklam yüzü olarak ülke çapında belli bir şöhret kazanmış araştırmacı veya gazeteci kılıklı kripto ajanlardır.

Bu kripto ajanların amacı Devletimizin ve Milletimizin ideallerini çürütmekten ,   Bu Milletin gerçek kahramanlarını şeytanlaştırmaktan, şeytanlarını ise baş tacı etmekten, Milletimizle kesinlikle ilgisi bulunmayan bir takım aslı astarı olmayan soykırım , kötü muamele ve benzeri durumları milletimize mâl etmek suretiyle Bu Milleti suçluluk duygusuna sürüklemekten , saf millet anlayışını insanların gözünde kötüleyerek ırk karışımı ,  LGBT fikirleri ve benzeri bu milletin mayasında olan şeyleri boşaltıp emir aldıkları istihbarat servislerinin kendilerine verdikleri talimatlara göre sözde olan fakat özde yok olmuş içi boş bir millet oluşturmaktan başka bir şey değil.

Her ne kadar görünürde Reisimizin çizgisine yakın medya grupları ve bunlara bağlı televizyon kanalları , gazeteler vb. olsa da bence bu oluşumların da çok büyük bir kısmı iyi gün dostudur . Bunu 15 Temmuz hain darbe kalkışması zamanında tüm televizyon kanallarının sus pus olmasından ve Reisimizin sesini duyurmak için maalesef ki Amerikan malı iPhone telefon ile bir televizyon kanalına bağlanmak zorunda  kalmasından anlayabiliriz.

Durum böyle iken düşüncemiz odur ki Devletimiz tarafından acilen yerli ve milli bir medya servisi kurulmalı , Milletimiz haber almak için gazeteci kılıklı ajanlara medya grubu görünümlü yabancı istihbarat servisi ofislerine mecbur bırakılmamalıdır. Ayrıca özellikle sosyal medyada dezenformasyon ve yalan haberleri yayan kişi ve oluşumlarla daha sıkı mücadele edilmeli insanların doğru kaynaklardan doğru bilgileri alması sağlanmalıdır .

Fakat bundan da önemli bir şey var ki o da şudur : Pasifliği, aptallığı ve korkuyu insanlardan uzaklaştırmalıyız, Fatih Sultan Mehmet Han gibi Nene Hatun gibi Mehmet Çoban gibi Ömer Halisdemir gibi cesaretli yiğitlere ihtiyacımız var. ama yalnız bir kurt olarak değil, birleşik bir güç olarak, bu cesareti doğru yöne yönlendirmeliyiz. Eğer ki bunu başarabilirsek eminim ki bu ülkede de bir takım sorunları kökünden çözebiliriz.

 

 

 

Kategoriler
Blog

Kültür Karmaşası ve Saf Millet Anlayışının Gerekliliği

 

Bugün her ne kadar Küresel Sistem ve Soros çocukları tarafından yıpratılmaya ve ortadan kaldırılmaya çalışılsa da insanın hayata bakışını temellendiren ve ona hayatında kabataslak bir yön kılavuzu veren ”Kültür” hakkında birkaç söz söylemek istiyorum.

Kültür , Latince ‘deki Cultura sözcüğünden türemiştir . Cultura toprağı ekmek , ekilen topraktan verim almak anlamlarına gelir . Bu kelime ortaya çıktığı tarihten çok sonraları insan zekasının oluşumunu ve gelişimini tarif eden bir terim olarak kullanılmaya başlandı .

Bu anlamıyla baktığımızda bir toplumun tarih yolculuğu içerisinde, kazandığı maddi ve manevi yaşam tarzıdır. Öte yandan, bu kazanımları bir sonraya iletmeye yarayan araçların bütünüdür. İnsanın sosyal çevresi ile bütünleşmesinin de en gerçek ve doğru yoludur. Kültür; din, estetik, adalet, ahlak, sanat ve benzeri kavramların kişiden topluma doğru gelişerek bütünleşen davranış ve düşünüş biçimlerinin tamamıdır.

Bir üst paragrafta kültürün toplum ile bağından bahsetmiştik, peki ya toplum nedir ? Basitçe tanımlamak gerekirse toplum ,  bir arada yaşayan bireylerin tümüdür . Eğer ki bir toplum birbirine bir takım görünür veya görünmez bağlarla bağlanmışsa bu toplum artık millet olmuştur. Bu bağlar ise şüphesizdir ki milletlerin sahip olduğu kültürel altyapıdan gelmektedir.

Şahsımın bu yazıyı kaleme almaya başladığı 13 Aralık 2023 Çarşamba günü dünya üzerinde 193 ü BM’ye üye olmak üzere toplam 206 ülke bulunmakta , 206 ülkede yaşayan yaklaşık 200 çeşit millet ve bu ülkelerde yaşayan toplam insan sayısı 7 milyar 924 milyon olarak kaydedilmiştir. Günümüzde bu milletlerin milli bilincini kaybetmesine neden olan en büyük unsur kitle iletişim araçları ile yapılan yeni dünya düzenine hazırlık propagandaları ile beraber milletler arası kurulan ailelerdir . 2-3 on yıl öncesine kadar kitle iletişim araçlarının bu kadar yaygın olmamasından ötürü insanlar için hayat çoğunlukla kendi yaşamış olduğu çevreden ibaretti ; insan aynı çevrede doğuyor , yaşıyor aile kuruyor  (evlendiği kişi de ekseri aynı çevreden oluyor) , çoğalıyor ve ölüyordu . bu şartlarda kültürün muhafazası kolay ve gelecek nesillere minimum kayıpla aktarılabiliyordu . Fakat günümüz dünyasında internet ve sosyal medya sayesinde insanlar kendilerinden on binlerce kilometre uzaklıktaki insanların hayatlarının adeta içerisine dalıyor , onlar gibi yaşamaya çalışıyor ,  kendileri ile hiçbir kültürel bağı olmayan insanlar ile tanışıp birliktelikler kuruyor ve çoğalıyorlar , maalesef ki birlikteliklerden ortaya çıkan çocuklar ”çoğunlukla” bir kültür karmaşası , bir millet karmaşası içinde büyüyorlar , kendilerini bir millete , topluma kültüre nispet edemeyen bu bireyler en sonunda hayatta hiçbir amacı olmayan dışarıdan yönlendirilmeye açık insan kitleleri oluşturarak kültürlerin yok olması  , milletlerin dejenerasyonu hatta devletlerin bekasının tehlikeye girmesi gibi olumsuzluklara sebebiyet vermektedirler. (yukarıdaki çoğunluk yazısına istinaden az sayıda da olsa düzgün yetişmiş karma bireyler baş tacıdır onlara laf etmek haddimiz değildir kendilerini bu sözlerden hariç tutuyoruz.)

Bu tip olumsuzlukların ortaya çıkmaması adına insanların  bireysel olarak yapabileceği şey ; kendi coğrafyalarından veya yakın coğrafyalardan birileri ile evlenip çoğalması . Meseleyi devletler anlamında irdeleyecek olursak da  başta ülkemizde olmak üzere tüm dünyada kendi devletini seven yöneticilerin ülkelerini kültürel bölgelere ayırması ve bu bölgeler arasında evlilik yasağı getirilmesi ve her kültürel bölgede ”Saf (Arı) Milletlerin oluşturulması gerektiğini düşünüyorum . Belki sizlere çok absürt ve sert gelebilir fakat 21.yüzyılda küresel sistemin buldozerleri insanları insan yapan , toplumları toplum yapan , milletleri millet yapan değerleri tek tek yıkarken böyle bir süreçte farklı kültürlerden insanların birbirleri ile üremesine müsaade ederek doğacak yeni bireylerin büyük bir ihtimalle kültürü olmayan milleti olmayan bireyler olacağını bilerek yukarıda yazdığım düzenlemeyi veya benzerlerini hayata geçirmeyen her devlet önümüzdeki yüzyılda maalesef ki yıkılmaya mahkum olacak.