Kategoriler
Blog

Tesbihin ‘Raconu’

Bir gün bulunduğum bir mecliste bir abim “Hayatımızın yarısını filmlerden öğreniyoruz” gibi bir laf etmişti, iyi ya da kötü manada, model ve örnek teşkil ediyor. Orada gördüğümüz birine özeniyoruz, onun gibi giyinip onun gibi konuşuyor ve onun gibi sigara içiyoruz, rol kesiyoruz adeta.

Allah’ı anmaktan nasıl alıkoyacaklarını şaşırmış durumdalar. Birçok değerimizi ve meziyetimizi kültür emperyalizmi ile tarumar etmeye çalıştıkları gibi, dizi ve sinemada gerek en çirkin işleri yapan, gerekse en has raconu kesenin eline birer tespih verip, olayı avamın gözünde ve algısında kaba ve tahammül edilmez bir şekle sokanlardan kaynaklandığını düşünüyorum. Buna örnekler de verebilirim;

Tespihi çeken kişinin normalde Allah’ ı zikretmesinden ötürü kalbi yatışmış ve gönlü kuvvetlenmiş olduğundan, elindeki tespihi bir “kabadayı” edasıyla ve racon da keserek sallaması, olayın aslından saparak tahrifine yol açmış olur.

Böylelikle çektiğin de sabırla, sükûnla ve zikirle yatışıp dolan kalp ve onun yönettiği vücudun diğer azaları, amaçtan ve maksattan, belki de hikmetten yüz çevirerek, hikmete ters bir istikamet çizer ve sakat, taşlı bir yola giriverir.

Akran olanlar kendi aralarında ve kendi ortamlarında tespihlerini çıkarabilir, çekebilir veya sallayabilirler. Ortamda kendilerinden yaşça bir büyük arkadaşları varsa, ona ağabey diye hitap ediyorlarsa, onun yanında tespih çekilebilir ama sallanamaz. Tek küçük kendisi ve diğerleri büyük ise tespih ne sallanır, ne de çekilir. Elde, avuç içinde kalır.

Bileğe tespihi yalnızca “icraatı” olan kişi takar. O artık onun kolunda bir bileziktir. Cebe girmez, sallanmaz, sadece çekilir sonra da bileğe tekrar geçirilir orada kalır.

Yürürken sallanan ve çekilen tespih, yine bir büyükle karşılaşınca saklanır. Tespih raconu çok geniştir. İyi tespih Usta işi kıymetli cevher içeren itibardır. Bu itibar muhteva bakımından bir statü oluşturmaz. Yalnızca akranlar arasında itibar sağlar. Bir büyüğün yanında eğer büyüğün tespihi bunun yanında zayıf bir görüntü verecekse çıkarılmaz. Çıkarıldığında görünürse hoş karşılanmaz. İstenirse veya iltifat görürse hediye edilir, vermemezlik edilmez. Çünkü ağabey kardeşlik hukuku bunu gerektirir. Sokağın sosyolojisi ayrıca bu türden kendi içerisinde yasalar barındırır, bu racondur. Eğer bir küçük, büyüğünün yanında tespih çıkarır ve onu çekmeye başlarsa “ ben rüşdümü ispat ettim, hüküm verebilirim, racon kesebilirim, söyleyecek sözüm var, sözümün ve hareketlerimin sonuçları ile yüzleşecek kapasitem var, cesaretin ve gücüm de var” demiş olur çoktan. Büyükleri eğer buna kâni iseler, o kişi artık lig atlamıştır. Yok, kabul görmez ise tahkir edilir, tespih elinden alınmaz ve nasihatlerle uyarılır. Dik başlılık gösterirse, bütün o demiş olduklarının arkasında durabiliyor mu diye test edilir. Eğer fire verirse elinden tespihi alınır belki hatta dövülür.

Bunun dışında bir büyüğe tespih hediye etmek ona kıymet verdiğini göstermek demektir. Sözüne, hükmüne ve varlığına itibar ediyorum demektir. Onun hediyeyi kabul etmesi de sorumluluğunun farkında olduğunu gösterir. Onu kollayacak, gözetecek ve durumundan her zaman haberdar olacaktır. Bir elinin onun üzerinde sürekli olduğunu hissettirecek bir işarettir.

Hülasa tesbih sokakta birkaç çeşit zümrenin elindedir. Onlar hakkında, baktığımızda bize bilgi veren bir iletişim aracıdır da aynı zaman da.

Bunlar biri; Otoritesi olan, duruş ve karakter bakımından saygı görendir. Kendisi toplum içinde hem sevilen hem de sayılan biridir. Eli kolu uzun, çevresi geniş insandır. Hakkı gözetir, adaletli hüküm verir. Anlaşmazlıklarda kendisine danışılır ve vereceği karara riayet edilir. Ara buluculuk ettiği meselelerde verdiği hükümleri taraflardan biri çiğnenirse, bunu kendisine yapılan bir hareket gibi görür ve bir ceza keser.

Bir başka türü de, uslanmaz, arsız ve serseri olanıdır. Bu gibi kişilerin racona uymak gibi bir gündemleri asla yoktur ve fakat ancak kendilerinin gücünün yetmediğine denk gelene kadar. Bunlar genelde tespihlerini çekmez, sallarlar. Tespihin sallanması hakarettir. Bu hareketi, hükmünü bilmediği veya kestiremediği kişilere karşı bilinçsizce ya da bilerek uyumsuzluğunu beyan etmek maksadı ile yapar. Kimsenin hükmünün kendine geçmeyeceğini böylece ifade etmiş olur. Farkında olmadığı hüsnü zannı ile uyarıldığında, hareketine son vermezse, uyarının dozu artar. Bu karşılıklı devam ederse adeta bir düelloya dönüşür ve kimin gücü kime yeterse ile noktalanır.

Bir de bu işin meraklıları, sevdalıları, koleksiyoncuları vardır ki bunlar bütün bu yukarıda yazılanlardan beridir. Bilinirler, sevilirler. Sokağın tesbih raconu o kişilere hükümsüz kalır. Onlar iddiasız olduklarından bu konuda kendileriyle herhangi bir tersleşme olmaz.

“Tespih elden ele, emanet (tabanca) belden bele gezmez”

Bazı filmlerde tespih raconu ile ilgili sahneler. Örneğin Kurtlar Vadisi dizisinde Seyfı Dayı’nın cenazesini defin esnasında o âlemde koşturmuş cenazeye katılanların hepsi kendi tespihlerini Dayı’nın mezarına atıyor. Bunun bir anlamı “Sen hükmü geçen, kestiği racona uyulan, adaletli olan bir insandın, artık senin gibi adaletli, delikanlı, sözünde duran, dürüst, akil ve cesur biri daha gelmez, biz bunlara şahidiz” Bir de; “Senden sonra bizim hüküm verip racon kesecek halimiz yok, bunu sen iyi yapardın, bize de artık raconu senin gibi hak sahibine bırakmak yakışır” der ver tespihlerini onunla birlikte gömerler. Tabii ki bunu bırakacaklarından değil, bu da başka bir racondur ve ağır bir saygı ifadesidir. Bir de videoda Abidin’in izahı var ki o da bunlara dahildir

Yazar Kurucu

Bir yanıt yazın